BİZİ FARKLI YAPAN NEDİR?


Genom da ki ufak farklılıklar bütün farkın sebebidir. Bizi farklı yapan tüm başarılar bir şekilde genetik kodumuzun küçük bir bölümünde kodlanmıştır. Bugün kimse tam olarak hangi bölümlerde olduklarını ya da nasıl çalıştıklarını bilmiyor, ama hücrelerimizdeki nükleonlar da bol miktarda aminoasit vardır, belirli bir sıra ile düzenlenmişlerdir ve bizim soy ağacındaki en yakın kuzenlerimizden daha akıllı olmamızı sağlamaktadırlar. Bize yazma, okuma ve konuşma yeteneklerini, senfoni yazmamızı, başyapıtlar çizmemizi ve bizi biz yapan moleküler biyoloji araştırma yeteneğini bağışlarlar.

Şu ana kadar bu önemli farkları çözmemizin bir yolu yoktu. Bize tam olarak neyin karmaşık, neyin dik yürümek gibi avantajları kazandırdığı, neyin bazı hastalıklara karşı dirençsiz olmak gibi dezavantajları getirdiği sır olarak kalmıştı. Bilim adamları şunu açıkladı: genler tek başlarına türleri arasındaki farkları yaratmıyorlar. Şimdi biliyorlar ki, farklılıklar ayrıca genlere ne zaman aktif olup ne zaman kapanacaklarını söyleyen moleküllere bağlı.

Genlerin kendisinin, bir türden başka türlere evrim geçirmesinin sebebi,  rastgele mutasyondur. Bu değişiklik seksüel çoğaltmada, DNA’nın kopyalanması ve yeniden birleştirilmesinde oluşmaktadır. Bazen, harflerden oluşan uzun dizinler, yavruda aynı dizinden birden fazla olacak şekilde, yeni kopyaları oluşmaktadır. Bazen bir dizin tümden atıldığı gibi, sıradan çıkarılıp ters çevrildikten sonra tekrar yerleştirilebilmektedir.

Genom’un kullanılmayan kısımlarında oluşan ters çevirme, çıkarma veya yeniden tekrarlama, pek bir şeyi değiştirmemektedir. Gerçekte, insanın sahip olduğu genom da, şempanzenin sahip olduğu genom ve diğer tüm genomlar, DNA’nın böyle atıl kısımlarıyla doludur. Bir gen üzerinde veya fonksiyonel kodlama yapan kısımlarda oluşan tersine çevirmeler veya tekrarlamalar çoğu kez zararlıdır. Ama bazen, tamamen şansa bağlı olarak, bu değişimler organizmaya daha fazla döl yavru besleyebileceği çeşitli avantajlar da sağlayabiliyor ve bu değişiklikler sonraki nesillere aktarılmış oluyor. Bu tür keşifler, malarya, AIDS, hepatit virüsü gibi yıkıcı hastalıkların anlaşılmasında, insan genomunun tek başına incelenmesinden çok daha hızlı sonuç alınmasını sağlayabilir.


1960'lı yıllarda somatik hücrelerin birbirleriyle kaynaşa bildiklerinin bulunmasıyla, belli bir amaca yönelik çeşitlilik çalışmalarına yön ve hız kazandırmıştır. Genetiğin bir alt dalı olarak gelişen somatik hücre genetiğine dayanarak gen aktarımı çalışmaları somatik hücre düzeyinde, eşeyli üremenin dışındaki yollarla da yapılmaya başlanmıştır.

1970'li yılların başında ise; temel ve teknik bilginin birikimiyle, istenilen amaca uygun gen kombinasyonu yapılması çalışmaları moleküler (nükleik asit) düzeyine indirilmiş ve Rekombinant DNA teknolojisinin temelleri atılmıştır. Genetik, organizmaların görünüşünün ve davranışının belirlenmesinde önemli bir rol oynuyorsa da, sonucun oluşmasında, organizmanın çevre ile etkileşimi ve genetik birlikte etki eder. Kişinin boyunun uzunluğunda genetik temel anlamda rol oynasa da, kişinin çocukluk çağındaki beslenmesinin ve sağlığının da büyük bir etkisi vardır.

                                                                        Esra ÖZTÜRK  
                                                                        Ramazan ALTUN             2013

Share:

0 yorum